İnsanlık tarihi boyunca medeniyetlerin beşiği olan Fırat Nehri, bugün sadece bir su kaynağı değil, kadim kehanetlerin ve jeopolitik gerilimlerin merkez üssü haline gelmiş durumda. "Fırat’ın suyu çekildiğinde ortaya çıkacak altın dağı" meselesi; dini metinlerin uyarıları, jeolojik veriler ve stratejik analizlerle birleştiğinde ortaya ürpertici bir tablo çıkarıyor.
1. Dini Boyut: "100 Kişiden 99’u Ölecek"
İslam eskatolojisinde Fırat’ın kuruması, kıyametin "büyük küçük alametlerinden" biri kabul edilir. Hadis-i şeriflerde bu olay sadece bir doğa olayı olarak değil, büyük bir insani felaketin tetikleyicisi olarak anlatılır.
- Altın Dağı (Cebelün min Zeheb): Hadislerde geçen "dağ" ifadesi, ortaya çıkacak zenginliğin büyüklüğünü temsil eder. Hz. Muhammed (sav), bu hazinenin cazibesine kapılanların sonunun hüsran olacağını bildirmiş ve şu sarsıcı uyarıyı yapmıştır: "Kim o döneme yetişirse ondan hiçbir şey almasın."
- Kanlı Miras: Rivayetlere göre bu zenginlik uğruna yapılacak savaş o kadar şiddetli olacaktır ki, her yüz savaşçıdan sadece biri hayatta kalacaktır. Bu, teolojik olarak insanoğlunun açgözlülüğünün kendi sonunu hazırlayacağı bir dönemi sembolize eder.
2. Jeolojik ve Teknik Analiz: Su Çekildikçe Ne Çıkıyor?
Bilimsel açıdan bakıldığında, bir nehrin altından "dağ" şeklinde bir yapının çıkması iki ihtimali doğurur:
- Tektonik Hareketler ve Mineral Yatakları: Bölge, levha hareketlerinin aktif olduğu bir kuşaktadır. Nehir yatağındaki aşınma ve suyun çekilmesi, milyonlarca yıl önce oluşmuş altın damarlarını veya sülfür yataklarını (pirit gibi "yalancı altın" veya gerçek altın cevheri) gün yüzüne çıkarabilir.
- Sedimentasyon ve Antik Yapılar: Fırat'ın altında gömülü olan sadece kum değil, binlerce yıllık Mezopotamya tarihidir. Sular çekildikçe ortaya çıkan antik şehir kalıntıları ve bu şehirlerdeki muhtemel altın rezervleri, hadislerdeki tasvire zemin hazırlıyor olabilir.
- Kuraklık Verileri: Son 20 yılda Fırat ve Dicle havzasındaki su kaybı, uydu verileriyle (GRACE görevleri) kanıtlanmış durumdadır. Bu, dini metinlerdeki "suyun çekilmesi" ön koşulunun teknik olarak gerçekleşmeye başladığını gösteriyor.
3. Stratejik ve Sosyopolitik Boyut: "Siyah Altın" mı, "Mavi Altın" mı?
Bazı modern yorumcular, hadislerdeki "altın" ifadesinin metaforik olduğunu savunur.
- Petrol ve Doğalgaz: Bölgenin sahip olduğu devasa petrol rezervleri, 20. yüzyılın başından beri "siyah altın" savaşına neden olmuştur. Ancak hadislerin "nehir yatağını" işaret etmesi, bu durumun petrolden ziyade doğrudan suyun kendisi veya fiziksel bir madenle ilgili olduğunu düşündürür.
- Su Savaşları: 21. yüzyılda su, altından daha değerli bir meta haline gelmiştir. Fırat üzerindeki barajlar ve su paylaşım sorunları, Türkiye, Suriye ve Irak arasında her an bir çatışma potansiyeli taşımaktadır.
Fırat sadece bir nehir değildir; o, insanlığın ortak hafızası ve geleceğe dair bir uyarı levhasıdır. Suyun çekilmesiyle ortaya çıkacak olan ister fiziksel bir altın dağı olsun, isterse de kıtlığın getirdiği bir kaos; gerçek olan şudur ki Mezopotamya’da sular azaldıkça, insanlığın hırsı yükselmektedir.
Tarih, peygamberlerin uyarılarını ciddiye almayan kavimlerin yıkıntılarıyla doludur. Fırat’ın sesi bugün her zamankinden daha kısık çıkıyor; bu sessizlik, fırtına öncesi sessizliğin ta kendisi olabilir.
